Sayın DANSIK sohbetimize hoş geldiniz. Bize biraz kendinizi tanıtabilir misiniz? Hangi okullardan mezun oldunuz? Hangi eğitimleri aldınız?

– Hoşbulduk Sayın Okay, 1970 yılında İstanbul’da doğdum ve büyüdüm. Eğitim hayatım cok uzun sürmedi liseyi bitirdikten sonra babamın yanında çalışmaya başladım. Yirmi üç yaşında evlendim, iki çocuk babasıyım.

Matbaa işine ne zaman ve hangi şartlarda başladınız?

– 1986 senesinde yani okuma hayatını bırakıp, Cağaloğlu’nda bulunan babamın matbaasında işe çekirdekten başladım. O zamanki şartlar teknoloji anlamında zor olsa da, mesleğimi iyi öğrenmemdeki sağlam temelleri oluşturmuş oldu.

Aile şirketinde diğer kardeşlerinizle işleri nasıl paylaştınız? Bunun faydasını gördünüz mü? Size ve işinize ne gibi katkıları oldu?

– Biz dört kardeşiz, babam Mehmet DANSIK iş hayatına çocuk denilecek yaşta başlamış. Bir matbaada çıraklıktan başlayarak ve adım adım ilerleyerek sonunda kendi matbaasını kurmuş. Ben ailenin 2. çocuğuyum benim iş hayatına atılmamla birlikte, firmamızdaki eksikleri tamamlamaya ve büyümeye başlamamız aynı döneme denk geldi. Kardeşlerim bu esnada eğitimlerine devam ettiler. Daha sonra 3. kardeş olan Ferit Dansık öğrenim hayatını tamamladıktan sonra finans yönetimini ele alarak işe sarılmış oldu. 4. kardeş Turgay Dansık da firmamızdaki grafik departmanının görevlerini üstlendi. En büyük kardeşimiz Fevzi Dansık iş yaşamına Dr. Mühendis olarak bizimde iştirakimiz olan yapı sektöründe iş hayatına devam etmektedir. Aile bireylerinin bir arada işleri paylaşarak yapmasının, sadece kardeş olduğumuzdan değil, herkesin sorumluluğunu bilerek hareket etmesinden dolayı çok faydasını gördük.

Ülkemizde genellikle aile şirketlerinde ilerleyen yıllarda bir takım sorunlar yaşanmaktadır; siz böyle sorunlar yaşadınız mı? Bunları nasıl aştınız veya ne gibi bir yapılandırmaya gittiniz?

– Evet, çevremizde bir çok kötü örneğine şahit olduk. Kötü örneklerin yanı sıra iyi örnekleri de görmekteyiz. Bunlar bizi daha dikkatli olmamız konusunda düşünmeye sevk ediyor. Şu ana kadar çok şükür bir sıkıntı yaşamadık. Aile firmalarında bence önemli olan bireylerin sorumluluklarını iyi bilmeleridir. İş yerinde kardeş olduğumuzu, aile ortamında ortak olduğumuzu düşünmeyiz. Bu da bizlere hareket alanlarımızı algılamamıza yardımcı olmaktadır. Bu konuda bir örnek vermek istiyorum, işe başladığımdan bu yana babama iş ortamında “ “Mehmet Usta” evde ise “Baba” diye hitap etmişimdir. Sanırım bu ufak ayrıntılar bile bize aile firması olarak yapmamız gerekenleri bir göstergesi olmuştur.

Matbaa işinde başladığınız yer ile bugün gelmiş olduğunuz seviye arasında ne gibi aşamalar vardır?

– Bu mesleğe öyle bir takvimde başladım ki, devrim niteliğindeki değişimlere son şahit olanlardanım. Şu anki dijitalleşme hayal bile edilemezdi… Daha Lettraset’lerle, Rapido’larla, Kontak makineleri ile eskizler hazırlanır, dört renkli iş tek renkli makineden dört kez geçirilerek baskı yapılır, makine merdaneleri bile bildiğimiz benzinle temizlenirdi.
Bunları yaparken de yenilenen teknolojiyi duyarak, “Vay bee!…” demekten kendimi alamazdım. Bu şartlarda işler yaptım. Ama doğru ve dürüst çalışarak yeni teknolojiler bize de nasip oldu. Şu an günümüz en son teknolojinin kullanarak üretim yapmak bana çok ayrı bir gurur ve mutluluk vermektedir. O zaman ve bu zaman arasında o kadar fark var ki, sadece klavye tuşlarını kullanarak bile, neredeyse tüm işleri yapmamız mümkün oluyor. Hem de kusursuz olarak

Matbaa çalışmalarınızdan dolayı bir ödül aldığınızı biliyoruz, bize biraz bu ödülden söz edebilir misiniz?

– Avrupa’da PRO CARTON – ECMA (*) tarafından her yıl düzenlenen en iyi karton ambalaj yarşması var. Bizim hayalimizdi. Yaptığımız işlerin bir adını koymak adına bu yarışmaya çok iddialı kozmetik ambalajı tasarlayarak 2009’da 13.sünü yapılan yarışmaya modelimizi yolladık. Avrupa’nın dev firmalarının modellerinin içinden bizim modelimiz ödüle layık görüldü. Bu ödülü kazanan ilk Türk firması olduk. Ambalaj dünyasının “Oscar”ı olarak bilinen, PRO CARTON – ECMA’nin düzenlediği bu yarışmada ödül almak, bize ekip olarak çok büyük mutluluk ve gurur yaşattı. Böylesine bir organizasyonda dikkat çekmek firma olarak ayrı, Türk ambalaj sektörü olarak ayrı bir gurur yaşatmış oldu. Ben iş yapmanın sadece para kazanmak olmadığını düşünmekteyim. Firmalar, kişiler işler yaparak para kazanabilirler, ama böylesine mesleğinde başarı yaşamak, inanın çok daha farklı bir duygu…

İşinizi geliştirmek için ne gibi faaliyetler yapmaktasınız? Yurtdışındaki fuar ve yayınları takip ediyor musunuz?

– Matbaa dediğimiz zaman çok geniş bir kulvar önünüze çıkar. Biz ambalaj konusunda ihtisaslaştık. Kendimizi “Ambalajcı” olarak kendimizi tanımlamaktayız. Kozmetik, tekstil, kırtasiye, gıda üreten firmalara yönelik işler yapmaktayız. A’dan Z’ye her türlü hizmeti müşterilerimize vermekteyiz. Müşterilerimizle tedarikçiden çok bir iş ortağı, bir danışman şeklinde çalışmaktayız. Bir çok müşterimiz çok gizli projelerinde dahi bizi toplantılarına dahil etmekte ve bünyemizdeki AR-GE tarafından istifade etmektedirler.
Firmamızı müşteri odaklı geliştirmekteyiz. Karton girip, üretim proseslerin tümünü kendi bünyemizde yapacak ekipmana ve donanıma sahibiz. Bu durum bize maliyet, sürat ve kalite standardını koruma imkânı vermektedir. Kullandığımız baskı öncesi ekipmanımızda yeni bir güncelleme yatırımı yaptık. 3 boyut destekli ve hiçbir programla gösterilemeyecek özel efekleri bu program sayesinde, metalize görüntüsünden, varak, gofre, kısmî lak gibi bitmiş ürün halinde müşterimize görsel olarak sunabiliyoruz. Tabii ki matbaacılık sektörüne yönelik fuarları ve ambalaj konusundaki her türlü fuarları takip etmekteyiz.
Katılımcı olarak Almanya ve Fransa’da düzenlenen fuarlara katıldık. Önümüzde de katılacağımız fuarlar var. İhracatımızı arttırmak için bunları gerekli görüyoruz. Hedefimiz ihracatımızı arttırmaktır; yeterli gelişimimizi tamamladığımızı biliyoruz, sıra daha fazla dünyaya açılmaktır.

Şirketinizi tanıtmak için ne gibi çalışmalarınız vardır? Pazarlama faaliyetleriniz nelerdir?

– En büyük tanıtımımızı fuarlara katılmak olarak görüyoruz. Yaptığınız işler iyi ise, kendinizi tanıtmanızda kolay oluyor. Önemli olan farklılığımızı aktarabilmek olduğunu düşünüyoruz. Biz en iyi tanıtımın “Tavsiye” olduğuna inandık ve müşterilerimizin bir çoğunu bizi tavsiye edenlerin sayesinde kazandık. Açıkçası, fuarlar dışında başka pazarlama faaliyetinde bulunmadık. Belki de zaman bulamadık… Ama pazarlama faaliyetlerinin aralıksız yapılması gerekliliğine inanmaktayız.

Ülkemizdeki matbaa sektörü ile yurt dışı matbaa sektörünü karşılaştırdığınızda ne gibi farklılıklar dikkatinizi çekmektedir?

– Ülkemizde ambalaj sektörü olarak Avrupalı rakiplerimize göre daha avantajlı durumdayız. Ülkemizin sektörü olarak ihracata hazır olduğunu biliyoruz. Ülkemizden ciddi ihracatlar da başlamış durumda. Milyon adetli işlerde yurtdışı matbaalar avantajlı, daha düşük adetli işlerde ise bizlerin daha avantajlı olduğunu görüyoruz. Artık yurtdışı matbaa firmalarıyla boy ölçüşecek boyuttayız. En büyük eksik ise bir takım tekniklerin hâlâ ülkemizde uygulanmamasıdır. Ama önümüzdeki yıllarda bu eksikliklerin de giderileceğine inanıyoruz.

Ambalaj sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? İlerisi için neler planlıyorsunuz?

– Ambalaj sektörü her geçen zaman farklı taleplerle karşılaşmaktadır. Üreticilerin hepsi sürekli yeni şeyler üretmekte ve hep farklı ambalajlar talep etmektedirler. Çünkü ürünleri gösteren ambalajlarıdır. Herkes ürününün farklı ve iyi olduğunu alıcıya göstermek arzusundadır. Bizler de bu Pazar koşullarına ayak uydurmak durumundayız. Yani bizden beklentiler çok fazla. Ambalaj sektörünün giderek daha önemli bir hale geleceğini düşünmekteyim. Biz de bu gelişimi dikkate alarak, gerek teknolojide, gerekse ambalajlarda uygulanabilecek son yenilikleri yakından takip etmekteyiz. Gerektiğinde bu yenilikleri şirketimize getirmek ve ambalaj sektörünün “Öncü” firması olmayı hedeflemekteyiz. Yenilik yapmadan ve kendimizi geliştirmeden, ambalaj sektöründe başarılı bir şirket olamayacağımızı biliyoruz. Aslında, her sektörde yenilik yapmak ve yapılan işi geliştirmek söz konusudur. Bunu becerebilen şirketlerin büyüdüklerini gözlemleyebiliyoruz.

Sektörünüzde çalışan gençlere ne gibi önerileriniz olabilir?

– En önemlisi yaptıkları işi sevmeleridir. “Öğrendim artık” dememeleri gerekmektedir, çünkü bizim sektörümüz sürekli gelişiyor ve her zaman öğrenecek yeni bir şeyler oluyor. Neredeyse kendimi bildim bileli bu sektörde olduğum halde, her an yeni bir şey görmekte ve öğrenmekteyim. İşini seven ve kendini geliştiren gençlerin, bu sektöre katkıları olacağı gibi, kendi geleceklerini de garanti altına alırlar.

Sizi ve çalışmalarınızı tanımaktan çok mutlu olduk, başarılarınızın devamını dileriz.

Yazarın notu:

*ECMA: European Carton Makers Assosiation – Avrupa Karton Üreticileri Birliği

Söyleşiyi yapan: Hakan Okay, Ocak 2010