KOBİ’LERDE KÜMELENME, YENİLİKÇİLİK ve YARATICILIK (1.Bölüm)

Kümeler, KOBİ’lerin rekabetçi özellikler kazanmalarında önemli bir rol oynamaktadırlar. Belli bir coğrafyada aynı sektörde veya birbirini tamamlayan sektörlerde yer alan, ortak tehdit ve fırstalardan etkilenen, gelişmek ve büyümek için işbirliği yapan firma gruplarıdır kümeler. Genel bir tanımlama olarak  “Belirli” bir sekörde ve bölgede iş yapan, birbirinden bağımsız girişimlerin yenilikçi aktiviteler yapabilmek için aralarında sıkı işbirlikleri kurmaları, tesis, bilgi ve uzmanlıklarını paylaşmaları, teknoloji transferi için birlikte hareket etmeleri, ağlar oluşturmaları ve bilginin yaygınlaştırılması için ortak olarak çalışmalarıdır (US Council on Competetitiveness, 2007).

Kümeler ekonomi tarihi boyunca dünyanın bir çok yerinde doğal kaynaklara olan yakınlık, bir girişimcinin ortaya çıkması, potansiyel müşterilerin firmaları fark etmesi, teknolojik bir yeniliğin o bölgede ortaya çıkması, uygun insan kaynaklarının bölgede yer alması gibi özellikler sonucunda ortaya çıkmışlar, zaman içerisinde gelişme göstermişler, bazen bölünerek alt kümelerle çoğalmışlar bazen de yaşamlarını tamamlayarak tarihten silinmişlerdir.

Günümüzde kümelerin varlığı, bölgesel ve ulusal gelişim açısından oynadıkları önemli rol tüm dünyada kabul edilmektedir. Öte yandan kümeleri iyi anlayabilmek, gelişimlerine destek olabilecek politikaları oluşturabilmek, ve kümeleri geliştirecek doğru çalışmaları yapabilmek her geçen gün daha büyük bir önem kazanmaktadır. Gelişen kümeler bir bölgenin ve ülkenin ekonomik kalkınmasında; sağladıkları istihdam, yeni açtıkları iş alanları, geliştirdikleri teknoloji, uluslararası ticari işbirlikleri, ihracat geliri, insan kaynakları gelişimine katkıları, üniversite ve araştırma kuruluşları ile yaptıkları işbirlikleri açısından çok önemli rol oynamaktadırlar.

Küreselleşmenin firmalara, bölgelere ve doğal olarak kümelere getirdiği fırsatlar ve tehditlerle birlikte günümüzde kümelerin giderek küresel değer zincirinin bir parçası oldukları da kaçınılmaz bir gerçektir. Hemen her sektörde tasarımdan tüketime ve geri dönüşümü de içine alacak şekilde tedarik zincirleri dünyanın değişik bölgelerine yayılmıştır ve değişen tedarik yapısının bir parçası olan kümeler de yaşam alanları olan değer zincirleri içerisinde aktif rol oynamaya başlamışlardır. Günümüzde değer zincirlerinin bölgesel halkalarını kümeler olarak tarif edebilmek mümkündür ve bir çok örnek için bu durum gerçekçidir. Öte yandan firmaların ve kümelerin başarısında, içinde yer aldıkları bölgenin özellikleri de çok önemli bir rol oynamaktadır. Bölgelerin üstün rekabetçi avantajlara sahip olabilmesi bu bölgelerde yer alacak firmaları ve kümeleri daha donanımlı hale getirebilmektedir. Bölgelerin rekabetçi güce sahip olabilmelerinin arkasındaki itici güç ise eğitim, özümsenmiş bilgi, yaratıcılık, kültür ve sanattaki gelişmişlik seviyesi olarak ortaya çıkmaktadır.

Kümeler aynı zamanda bir toplumun karşı karşıya olduğu zorlukların üstesinden gelinebilmesi, değişimin tetiklenebilmesi açısından da önem taşımaktadır. Kümeler, AR-GE ve yenilikçilik çalışmalarının odak noktası olarak değişimin ve gelişimin öncüsü ve merkezi konumundadırlar.

Genel anlamda ekonomik yoğunlaşma ve daha dar anlamda kümelenme hem geçmişte hem günümüzde modern ekonomide genel bir ekonomik olay olarak her zaman varolmuştur. Küresel boyutta, değişik sanayiler içerisinde hemen akıla gelebilecek ve ismi öne çıkan bir çok küme sayılabilir;

  • Finansal hizmetler (Londra, New York)
  • Film endüstrisi (Holywwod, Bolywood)
  • Otomotiv (Detroit, Modena, Toyota, Wolfsburg, Stuttgart, Bursa)
  • Saat (İsviçre, Japonya)
  • Optik Aletler (Tokyo)
  • Çiçek (Hollanda, Kolombiya)
  • Bilgisayar Yazılımı (Silikon Vadisi, Bangalore)
  • Denizcilik teknolojileri (Norveç)
  • Mobil İletişim Teknolojileri (Stokholm, Helsinki)
  • Şarap (Barosso Vadisi, Rioja, Bordeaux, Güney Şili, Kaliforniya)
  • Biyoteknoloji, Tıbbi Cihazlar ( Boston -128 nolu yol, Bio Vadisi-Strazburg, Triburg, Basel)

Küme tanımının içerisinde, kümelerin yenilikçilik için çok uygun bir ortam hazırladığı vardır. Günümüzün modern iş yapma çevresinde izole olmuş firmaların yeterli yenilikçi ortama sahip olmadığı ve bunun aksine, dinamik bir çevrede yer alan, birbirleriyle yaratıcılık ve uzmanlık konularında bilgi ve deneyim alışverişi yapan firmaların yeni ürün, iş ve süreç gelişimi sağladığı ve bunu da “Open innovation-açık yenilikçilik” ortamında yapmakta oldukları gözlemlenmektedir. “Açık yenilikçilik” ortamında firmalar sadece kendilerinde olan yaratıcı uzmanlıklara bağlı kalmamakta aynı zamanda dışarıdaki firma ve kurumlarla yaptıkları işbirlikleriyle de yenilikleri yakalamaktadırlar. İşte bu nedenle kümeler doğal işbirliği ortamlarıyla yenilikçilik için son derece elverişli bir ortam sunmaktadırlar.

Yenilik politikalarının tarihine bakıldığında genellikle politikanın doğrusal bir şekilde bilim, AR-GE ve ürün geliştirmeye odaklandığı görülmektedir. Oysa firmalar incelendiğinde yeniliğin akademik çalışmalar ve AR-GE’den çok pazardan (müşteriler, tüketiciler, tedarikçiler, rakipler) geldiğini, yani organizasyonlarla insanlar arasındaki dinamik ilişkilerden kaynaklandığı görülmektedir. İşte bu nedenle firmalar yenilik için kendi sınırlarının dışına çıkarak yeni yeteneklere ulaşmak zorundadırlar. Bu durum “teknik yeniliğin” ötesinde toplumlarla, topluluklarla ve kişilerle iletişimde ve ilişkide olmayı gerekli kılmaktadır. Kümeler firmalara, ve tabi ki Üniversite ve AR-GE kuruluşlarına sunduğu dışa açılma ve işbirliği ortamıyla içine kapalılığı, izolasyonu ortadan kaldırmaya veya en aza indirmeye çalışarak yenilik yapabilmek için gerekli ortamı hazırlamakta önemli bir avantaj olarak ortaya çıkmaktadır.

KOBİ’ler her ülkede işletmelerin yaklaşık %99’unu oluştururlar ve bu şekilde ekonominin belkemiğidirler. Kümeler de ağırlıklı olarak KOBİ’lerden oluşmaları nedeniyle hem Türkiye için hem de tüm dünya ülkeleri için büyük öneme sahiptirler; kümelerin gelişimi KOBİ’lerin gelişimi demektir, KOBİ’lerin gelişimi de yeni işler yaratma, rekabetçi özelliklere sahip olma, teknoloji geliştirme, ihracat artışı, istihdam alanları yaratma, eğitimli ve deneyimli insan kapasitesinin gelişimi, üniversite ve araştırma kuruluşlarıyla işbirliklerinin artışını sağlamaktadır.