ESKİ DOSTLAR, YENİ UMUTLAR

Eski karikatürlerin yaşlı adamı misali bu sene yeni yıl hızla yaşlandı… Hızlı geçen zamanlar, birbirine zaman ayıramamalar, hiç vaktim olmuyorlar, bir türlü görüşemedikler, planladıklarımızı gerçekleştiremediklerimiz  içinde uçup giden bir yıl… Güzel yaptıklarımız da var elbet… Örneğin Sevgili Hakan Okay’ın pazarlamayla ilgili gerçekten ümit veren ve akademik bir çalışmanın yanısıra zevkle de takip edilen, pazarlama.diyalogo.com sitesin de yazmaya başladım. Bunun için kendimi ayrıcalıklı ve şanslı hissediyorum.

Ancak, yine de baktığımda geçen yılın istekleri bu yıl da tamamlanmamış, karnemizde bol bol ikmal ve kurtarma sözlüsü yazılısı ile hep beraber iki  gün sonra yeni bir başlangıç 2011’e uyanacağımızı görüyorum. Belki siz benim gibi değilsinizdir, benim ki geçkince bir Bridget Jones durumu, yap listeyi, uygulama… Aktar seneye… Bu sene daha güzel şeyler olacak ertelemesiyle, gözlerini kapat ve dile..

Benim dileklerim büyük ölçekli ve küçük kendi basit rüyalarım arasında gidip geliyor. İstiyorum ki yoksulluk, işsizlik azalsın, emeğe değer verilsin, bilgi ve emeğe dayalı bir değer sistemi oluşsun, kadın-erkek fırsat eşitliği sağlansın, kadınlar töre cinayetinden ölmesin, koca dayağı yemesin, minicik yavrular aç ve eğitimsiz kalmasın, ülkemizdeki zenginlik eşit paylaşılsın, kurumlar arası iletişim güçlensin ve Türkiye gerçekten kendi markalarını yaratsın.

Kendi küçük dünyam ise öncelikle sağlıklı olmalı diyor, akıl ve beden sağlığı ve de düş gücü…

Bunca yıl aldığımız ancak artık dolaplara sığmadığı için vereceğiniz kıyafetler gibi içimizdekilerden arınma zamanı… Hani tam eteğinizi verirken canım ben bunu daha giyerdim hissi gibi üzerimizden gitmeyen ufak kırgınlıklar, alınganlıklar, eskide kalmış derin acı kırıntıları… Hepsini verin… Bu tür bir özveri kimsenin işine yaramayacaktır mutlaka, kimsenin istemediği sizin de içinizde kalmasın… Kurtulun… Kolay mı? Hayır. Ben ne kadar yapıyorum bilemem. Ancak bildiğim aşağıdaki yazıda güzel özetlenmiş, ben de yazanın izniyle bir kısmını sizlerle paylaşıyorum.

Arkadaşlarımın hepsini bir araya toplasam bayağı kafası karışır herhalde insanların.

“Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” lafının  anlamı kalmaz.

Neden hepsi birbirinden bu kadar farklı benim arkadaşlarımın?

Neden bazıları marjinal ötesi?

Biri arkadaşımsa diğeriyle nasıl anlaşabiliyorum? Neden kimse anlayamıyor?

Galiba onların hepsi içimdeki çok farklı “ben”leri gün ışığına çıkarıyor da ondan.

Biriyle uslu, kibar kız oluyorum.

Diğeriyle küfürlü konuşup, abuk şakalar yapıyorum.

Biriyle oturup ciddi ciddi konuşuyorum.

Diğeriyle saçma sapan şeylere kikirdiyorum.

Biriyle evde oturup çay içiyorum.

Diğeriyle bara gidip dans ediyorum.

Birinin derdini dinleyip öğüt veriyorum.

Diğerinin bana verdiği öğütleri dinliyorum.

Hepsi bir bulmacanın parçaları sanki, tamamlayınca ortaya bir hazine çıkıyor. Arkadaş hazinesi!

Beni bazen benden daha iyi anlayan, iyi günümde, kötü gönümde beni yalnız bırakmayan arkadaşlarım…

Hepsi farklı günlerde aldığım rengarenk anti-depresanlarım sanki.,

Mehmet Öz’den yeni bir şey daha öğrendim. Arkadaşlar sağlık için de faydalıymış. Şaka değil! F vitamini diyor Mehmet Öz arkadaşlar için. (F “Friends”den geliyor.) F vitaminin sağlığımıza faydaları say say bitmiyormuş… (Gerçi o da bir parça yanılıyor ama burada haklı buluyorum.)

Yapılan araştırmalara göre güçlü sosyal iletişim içerisinde olanlarda depresyona girme ve ölümcül krizlerin oluşma riski azalıyormuş. Düzenli F vitamini kullanmak sizi gerçek yaşınızdan 30 yaş daha genç hâle getirebiliyormuş. Dostluğun sıcaklığı stresi azaltıyor, gergin olduğunuz zamanlarda bile kan damarlarınızda pıhtılaşma ve kalp krizi geçirme riskiniz yüzde 50 azalıyormuş.

Vay canına! Bilmeden yıllardır ne çok vitamin depolamışım vücudumda. Yaşasın! Ayrıca, hesap da doğru… 45 – 30 = 15! Ben kendimi tam 15 yaşında hissediyorum. Kafa olarak ne bir eksik, ne bir fazlayım. (Bana kalsa hiç büyümek istemiyorum ama bana kalmıyor!)

Neymiş yani, arkadaşlara çok önem vermeye, mümkün olduğunca çok bağlantıda kalmaya, beraber her şeyin komik bir tarafını bulmaya devam… Gülerken ağzımızı kocaman açmayı da unutmuyoruz, uçuşan bütün F vitaminlerini yutuyoruz (!)

İşte, ben de seneyi kapatırken, bu hayatın bana kazandırdığı en büyük hazinenin dostlarımın olduğunu biliyorum. O yüzden bu mutluluğu sizlerle paylaşıyorum. Hepinize farklı olan, harika değişik karakterde, olağanüstü becerileri bulunan, özellikle farklı değerlerde çalıştığınız için çok seveceğiniz arkadaşlıklar diliyor, yeni yılınızı kutluyorum.

Eminim bu site ve paylaşımlarımız 2011’de de genişlemeye ve gelişmeye devam eder.

Saygılarımla,

Aydan BAKTIR