Ufkun Balkış

1914 Sarıkamış harekâtının anlatıldığı romanda, bir dönemin portresi ustaca çizilmiş. Bir yanda işgal edilmiş Doğu topraklarımız, diğer yanda yurdun dört bir yanından gelen, erzak ve silah sıkıntısı içindeki Türk Ordusu’nun isimsiz kahramanları ve hikâyenin merkezinde ordunun başındaki Enver Paşa’nın ikilemlerle, özlemlerle ve bir asker olmanın getirdiği kararlılıkla dolu dünyası. Bütün bunlar birleştiğinde ise tarihimizin en trajik olaylarından birine tanıklık ediyoruz.

İncecikten Bir Kar Yağar, tarihsel gerçeklerin, belgelerin, mektupların ışığında, kurmaca dünyanın olanaklarıyla çok sesli bir romana dönüşürken, ayrıntı zenginliği, öykülemedeki yalınlık ve içimize işleyen soğuğun acısını yüreğimizde duyacağımız bir ‘ağıt roman’ aynı zamanda.

———————

———————

———————-

 

 

Enver Paşa ısıtmak için ellerine üfleyince ağzından bir buhar bulutu çıktı, havada yavaşça kayboldu, gitti. Sonra, kollarını kavuşturdu:

“Bu gece çok soğuk…” 

O gece çok soğuktu. 

Adanalı sol başta, Sivaslı ortada, Ispartalı da en sağda, sarındıkları battaniyenin altındaydılar.

“Uyumayın sakın,” dedi Adanalı, dişlerini sıkarak. “Uyumayın!”

Uyumamalılardı.

Yoksa, hep uyurlardı.

Gün doğduğunda karın, güneş açtığında toprağın altında olurlardı…