Osman DİLBER

Tarihe hep düşkündüm, son 4-5 senede onlarca kitap okumuş, birçok yerler gezmiş, incelemeler yapmıştım. Ancak ben bir tarih öğrencisi değilim, sadece tarihe meraklı ve sürekli keşfetmek isteyen biriyim. Mesleğim ve işim pazarlama yöneticiliği, tarih ise benim için sadece güzel bir hobiydi. İşten vakit bulduğumda, kendimle baş başa kaldığımda hayatta en keyif aldığım konulardan birisi dünya tarihini daha iyi anlamaya uğraşmaktı. Boş vakitlerimde elime bir tarih kitabı alıp, geçtiğimiz yüzyıllara yaptığım yolculuk, beni yoğun iş temposundan çekip alır ve başka zamanlara götürerek mutlu olmamı sağlardı. Bu konuda o kadar uzmanlaştım ki, birikimim ile farklı bir şeyler yapmam gerektiğine karar verdim. 

Tarih boyunca her bir bireyin ve olayın medeniyet tarihi gelişimine önemli bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Eğer bugün bu şekilde yaşıyorsak, olumlu ya da olumsuz tarihte bu güne gelmemizi sağlayan birçok büyük olay, eser, savaş, lider ve bilim adamı vardı.

Bu olaylar da kelebek etkisi yaratarak, kendilerinden sonra gelen toplumları etkiledi, yönlendirdi, değiştirdi ve şekillendirdi. Bugün yaşadığımız medeniyet seviyesine, birbirini etkileyerek yüzyıllar boyu devam eden birçok olay silsilesinin sonucu ulaştığımıza inanıyorum. Ne zaman Ayasofya’ya gitsem, ya da Ege kıyılarını gezsem burada binlerce yıl önce hükmetmiş kralları ve halklarını hayal ederim. Sultanahmet Meydanı’nda bulunan dikilitaşın tabanının şu andaki yer seviyesinin 5 metre altında olduğunu gördüğümde, her gün İstanbul sokaklarında katman katman tarih sayfalarının üzerinde yürüdüğümüzü hatırlıyorum. Bizi bu güne getiren birçok medeniyet katmanı ve her bir katmanın olumlu ya da olumsuz etkileri var.  Okuduğum kitaplarda, yaptığım araştırmalarda insanların bu katmanların hangi seviyesinde olduğunun, hangi koşullarda ne şekilde geliştiklerinin ve medeniyet seviyesine ulaşmayı ne şekilde başardıklarının hikâyelerine odaklandım.  

Maalesef gençliğimizde aldığımız tarih dersleri, medeniyet sayfa aralarındaki ince detayları bize vermekten çok uzaktaydı. Okullarımızda okutulan tarih toplumsal ya da ekonomi tarihi değil, uygarlık, sanayi veya teknoloji tarihi ise hiç değildi. Sırayla yaşanan savaşların kronolojileri, sebep ve sonuç ilişkisinin anlatıldığı “fetih tarihi”ni maalesef aşamıyor. Araştırmalarım esnasında Türkçe dilde yazılmış tarih kitaplarını incelediğimde, yayınlanan eserlerin çoğunun çok daha spesifik bir dönemi temsil ettiğini ve o konu ile ilgili oldukça detaylı eserler olduğunu, ancak bahsettiğim büyük resmin parçalarını tamamlamaktan bir miktar uzak olduğunu fark ettim. Ve sonunda ben de tarihten keyif almak isteyenler için bu eseri yaratmaya karar verdim: Tarihi Değiştiren 16 Dönemeç. Bu kitapta on altı ayrı bölümde dünya tarihine damgasını vuran kritik zaman dilimlerini göreceksiniz. 

Bu hayalimi gerçekleştirebilmek için kızımın doğumuna kadar her akşam ve her hafta sonu tüm boş vaktini müthiş bir disiplin ile bu amaca ayırdım. Her hafta yaklaşık 30 saat araştırma yaptım veya yazı yazdım. Karşılığını da aldım. Yılın sonunda elimde 350 sayfalık bir eser vardı. Yayınevlerini aradım, birçoğundan hayır cevabı aldım, ancak yılmadım. PepsiCo’nun bize verdiği öğreti, hiçbir zaman pes etmemektir! Sonunda Paradoks yayınevinden olumlu cevap geldi. Kitabım Ocak 2012’de raflarda yerini aldı. Şimdi her kitapçıya girdiğinde raflarda kendi kitabını gördükçe hayallerime kavuşmanın mutluluğunu duyuyorum. 

Merak edenler için kitabın konusu ve detayları www.osmandilber.com.tr sayfasında. Umarım herkes bir gün hobilerine daha çok vakit yaratmanın önemini kavrar ve umarım birçoğunuz bu hayalleri gerçeğe dönüştürme gücünü kendi içinde bulur.

—-

Osman DİLBER