SOSYAL MEDYADA HERKES ETKİN OLMAK İSTİYOR, AMA GÖRÜLEBİLİR VE İLGİNÇ OLMAK O KADAR DA KOLAY DEĞİL!…

Bugünlerde hangi şirketle pazarlama iletişimi üzerine konuşsanız hepsi sosyal medyada da olmalıyız ve de etkin olarak görülebilmeliyiz diyorlar, aslında aynı TV gibi tüketicinin her an mobil telefonla bile bağlanabildiği sosyal paylaşım siteleri kişilere ulaşmak için en kolay yol…

Ama unutmamak gerekir ki kimse reklam görmek istemiyor, dilerseniz biraz sosyal medyayı önce inceleyelim sonra markalar için nasıl bu mecrada yer alınabileceğini değerlendirelim.

Michael Stelzner’in Mart 2009’da yayınlamış olduğu Sosyal Medya Sektör Raporu pazarlama uzmanlarının bu konuda en çok merak ettiği 10 soruyu saptadı.

Rapora göre uzmanların en çok merak ettiği üç soru;

1. Sosyal medyada kullanılması gereken en iyi taktikler neler?

2. Sosyal medya etkinliğini nasıl ölçebilirim?

3. Nereden başlamalıyım?

Diğer önemli sorulardan biri ise “Sosyal Medya etkinliğimi nasıl somut faydalara dönüştürebilirim?” olmuş.

Bu soruları cevaplandırmadan önce bazı kavramları tanımlamakta ve değerlendirmekte büyük yarar var.

Önce Sosyal Medya Nedir?: Kullanıcıların etkileşimi ve katılımı ile değer kazanan, yayıncıdan bağımsız üyeleri olan, kullanıcı kaynaklı içeriğe sahip, kullanıcılar arasında etkileşim sağlayan bir mecradır.

Rakamlara bakarsak şu anda bloglar ve sosyal ağlar en popüler aktiviteler arasında Nielsen araştırmasına göre 4’ncü sırada geliyor. İnternet kullanan kitlenin %67’si bu ağları düzenli olarak ziyaret ediyor ve bu ağlarda geçirdikleri süre internet kullanımının üç katı oranında artış gösteriyor.

Üstelik sosyal medya kullanıcılarının demofrafik özellikleri de hızla değişiyor. Öncelikle sadece gençlerin kullandığı düşünülen sosyal ağlar hızla yaş ve konumdan bağımsız ağlara dönüşüyor. Yine Neilsen raporuna göre Facebook’un büyümesinin ardında 35-49 yaş grubu ve 18 yaşa oranla iki daha fazla artış gösteren 50-64 yaş grubu var.

 Bu veriler de sosyla medyanın sadece gençler tarafından kullanılan markalar için önemli olmadığını bir kez daha gösteriyor.

 Bazı verileri açıklarsak;

5 milyar: Tüm üyelerin Facebook’ta 1 günde harcadığı toplam dakika.

3 milyon: Bir günde Twitter’a gönderilen post sayısı.

3.6 milyon: Flickr arşivindeki resim sayısı.

100 milyon: YouTube’da bir günde izlenen video sayısı.

Böylelikle yeni bir kavram oluştu,

Sosyal Medya Pazarlama İletişimi.

Bu mecrayı pazarlama açısından değerlendirmek istersek;

– Hedeflerini net ve ölçümlenebilir bir şekilde tanımlanmış olması

– Çevrimiçi sosyal medya platformlarının kullanılması

– iki yönlü (hatta çok yönlü) diyaloğa izin vermesi

– Katıldığı topluluğun kurallarına uygun katılım göstermesi gerekir.

Sosyal Medyayı pazarlama iletişimine neden katmalıyım? Sorusunun cevabı “herkes orada” ise bu bizi başarısızlığa götürür…

Çünkü markaların bu alanı kendi yaratıcı hedefleri doğrultusunda şekillendirmeleri ve değerlendirmeleri önemlidir.

Buna belki de gizli reklam yerine, sosyal reklam olarak bir tanımlama verirsek;

Sosyal Reklam;

1. İsim, beğeni, grup veya yüklenmiş olan uygulamalar gibi Profil Bilgileri

2. Bireyler arasındaki ilişkiler gibi Sosyal Veriler

3. Çevrimiçi bağlantılar (arkadaşlar) gibi Etkileşim Bilgilerini

kapsar.

Sosyal Reklam İçeriği: Mesajlar ancak kişiselleştirilebilirse etkileşim sağlanabilir. Samimi bir dil önemlidir.

Hedefleme: Sosyal reklamlar profil veya sosyal bilgilerini kullanarak etkin hedefleme yapabilir.

İşlevsellik: Sosyal reklamlar reklam mesajı içerisinde veya yönlendirme sayfasında arkadaşla paylaşma, yorum yapma, filtreleme gibi sosyal etkileşimler kullanabilir.

Yine Nielsen Global Online Tüketici araştırmasına göre alışveriş kararında 10 tüketicinin 9’u tanıdıklarının yorumlarına, %70’i ise çevrimiçi dostlarına ve markaların kurumsal websitelerine güveniyor.

Markalar var olan sosyal ağların yanı sıra kendi oluşturdukları topluluk platformaları ile tüketicilerine ulaşabiliyor. Örneğin, My Starbucks Idea adlı web sitesi kendi başına bir sosyal platform olarak işlevini sürdürüyor.

Sosyal ağlara balıklama atlamadan bu yeni dünyanın dayattığı bazı kuralları göz ardı etmemek lazım.

1. Samimiyet: Markanız veya şirketiniz hakkında dürüst ve samimi olun.

2. Şeffaflık: Markanız adına saklamak istediğiniz veriler var ise saklamaya çalışmak yerine geliştirmeye ve düzeltmeye çalışın. Artık hiçbir problem sonsuza dek saklanamıyor. Önemli olan tüketicinizle şeffaf bir ilişki kurmak.

3. Katılım: Mevcut ağlarla kurduğunuz iletişimin tek yönlü değil, çok yönlü olmasına özen gösterin. Dinleyin ve sohbete katılın. Uzun vadeli ilişkiler için yatırım yapın. Sorulara cevap verin, sorunları etkili bir şekilde çözmeye çalışın.

4. Değer Katmak: Marka topluluğunuza özel ve onlarla ilişkili değer katacak bir içerik geliştirin. Sizi izlemeleri için onlara önemli ipuçları verin, rakiplerinizden farklı olun. Topluluğun fikirlerini ve yorumlarını önemsediğinizi gösterin. Tüketiciniz size ulaşmak istiyorsa ve merak ettiği şeyler varsa bunları dinleyin ve mümkün olduğu kadar demokratik davranın.

Sosyal medyanın gündemini ve içeriğini yönetemezsiniz. Açtığınız hesaplar ve tasarladığınız içerik ilgi çekmezse ne yaparsınız?

1. Araştırın ve Dinleyin:

2. Takipçilerinizi Ödüllendirin: (Örnek; Platforma özel indirim ve promosyonlar, etkinliklere davet etmek, fikirlerine değer verdiğinizi göstermek, markanız ile kendilerini ifade etmeleri sağlamak olabilir.)

3. Dinamik Olun: Ürün veya hizmetinizle ilgili gelişmeleri eş zamanlı paylaşmaya ve geri bildirimleri hızlı bir şekilde değerlendirmeye özen gösterin.

4. Düzenli Olarak Ölçümleme Yapın ve Planlamanızı Geliştirin: Kimse dinlemiyorsa hiçbir konuşmanın bir anlamı olmaz. Geri bildirim ve takip araçlarını kullanın ve bu verileri doğru değerlendirin.

Sık Rastlanan İletişim Hataları:

Markalar sosyal iletişimini geleneksel öğretileri doğrultusunda yürütmeye çalışınca bazı hatalar kaçınılmaz oluyor. Bu yeni dünyaya adım atarken geleneksel pazarlama kurallarının biraz dışına çıkın ve diğer markaların hatalarından ders alın.

Örnek:

– Sadece kendi içeriğinizi paylaşmak

– Mesaj ve içerik paylaşımında aşırıya kaçmak

– İçeriği yönlendirmeye veya kontrol etmeye çalışmak

– Sadece markanıza hizmet etmek

– Rakiplerinizle savaş başlatmak

– Uzun vadeli ilişkiler yerine kısa vadeli satışlara odaklanmak

– Tek yönlü iletişime odaklanmak

– Standardize ve otomatik içerik paylaşmak

– Kimliğinizi gizlemek

Gördüğünüz gibi kişisel olarak son derece rahat kullandığınız sosyal medya pazarlama iletişimi içinde daha dikkatli ve özenli bir çaba gerektiriyor. Yeni fikirler ve yaratıcı düşünceler de bu imkansızlıktan doğuyor. Şimdi herkesin her an birbirini gördüğü, birbirinden kaçamadığı, her an karşılaştığı bir dünya bu dünyadan da kolay kolay sıyrılmak mümkün değil. İyisi mi biz de doğru kurallarla bu dünyada yerimizi sağlamlaştıralım.

Sevgi ve saygılarımla,

Aydan BAKTIR